Edubilim Forumları - www.edubilim.com
Duyurular: 2012-2013 Eğitim ve Öğretim Yılı....
 
*
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun. Temmuz 23, 2014, 02:53:04 ÖS


Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz


...::: EDuBiLiM :::...



  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
Gönderen Konu: Su Döngüsü- Madde, karbon ve oksijen ,azot döngüsü - Su Çevirimi Nedir?  (Okunma Sayısı 340524 defa)
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline

« : Ocak 09, 2009, 07:07:25 ÖS »


Aşağıda Su Döngüsü , Madde Döngüsü, Karbon ve Oksijen Döngüsü hakkında bilgiler Edubilim tarafından çeşitli kaynaklardan toplanarak sizler için biraraya getirilmiştir. Sizde bu konu ile ilgili bildiklerinizi bizimle paylaşırsanız memnun oluruz...

Su döngüsü


Su döngüsü, erkenin korunumu yasası gibi, yeryüzündeki su kaynaklarının artmaz veya eksilmezliğini ifade eden bir terimdir. yeryüzündeki su kaynaklarını okyanuslar, denizler, göller ve yer altı suları oluşturur. Dünya'daki su hareket eder, biçim değiştirir, bitkiler ve hayvanlar tarafından kullanılır, fakat gerçekte asla yok olmaz ve buna su döngüsü (hidroloji döngüsü) denir.


Su Döngüsü

Su, yaşam kaynağıdır. Bütün canlıların ağırlıklarının önemli bir kısmını su oluşturur. Yeryüzündeki su miktarının yaklaşık % 5’ i tatlı sulardır. Güneş enerjisinin ısıtmasıyla, çeşitli kaynaklardan atmosfere çıkan su buharı; yağmur, kar, dolu gibi yağış biçimleriyle yeniden yer yüzüne döner. Bu suyun bir miktarı yer altı sularına karışırken, daha büyük kısmı, göl ve deniz gibi kaynaklarda birikir. Su döngüsü de, öteki tüm döngüler gibi süreklidir. Bitkiler terleme ile su döngüsüne katılır. Yer yeryüzündeki bütün sular katılmaktadır. Söz gelimi, denizlerden buharlaşan su, yağış olarak yer yüzüne dönmekte, bir kısmı yüzeysel sularda birikip, bir kısmı da yer altı sularına karışmaktadır.Yer altı sularının son toplanma yeri ise deniz ve okyanuslardır. Burada toplanan sular, su döngüsüne devam eder ( uzun su devri ). Deniz ve okyanuslardan buharlaşan suyun karalara geçmeden tekrar yağmur, kar, dolu biçiminde deniz ve okyanuslara geçmesine ise kısa su devri denir. Su Döngüsü Su, yaşam kaynağıdır. Bütün canlıların ağırlıklarının önemli bir kısmını su oluşturur. Yeryüzündeki su miktarının yaklaşık % 5’ i tatlı sulardır. Güneş enerjisinin ısıtmasıyla, çeşitli kaynaklardan atmosfere çıkan su buharı; yağmur, kar, dolu gibi yağış biçimleriyle yeniden yer yüzüne döner. Bu suyun bir miktarı yer altı sularına karışırken, daha büyük kısmı, göl ve deniz gibi kaynaklarda birikir. Su döngüsü de, öteki tüm döngüler gibi süreklidir. Bitkiler terleme ile su döngüsüne katılır. Yer yeryüzündeki bütün sular katılmaktadır. Söz gelimi, denizlerden buharlaşan su, yağış olarak yer yüzüne dönmekte, bir kısmı yüzeysel sularda birikip, bir kısmı da yer altı sularına karışmaktadır.Yer altı sularının son toplanma yeri ise deniz ve okyanuslardır. Burada toplanan sular, su döngüsüne devam eder ( uzun su devri ). Deniz ve okyanuslardan buharlaşan suyun karalara geçmeden tekrar yağmur, kar, dolu biçiminde deniz ve okyanuslara geçmesine ise kısa su devri denir.

Kaynak: wikipedia.org

Anahtar Kelimeler: su dongusu, su döngüsü, su devri, kısa su devri, uzun su devri, hidroloji dongusu, karbon dongusu , oksijen dongusu, madde dongusu, azot dongusu, azo döngüsü, madde döngüsü, oksijen döngüsü, karbon döngüsü, hidroloji döngüsü
Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #1 : Ocak 09, 2009, 07:11:39 ÖS »

Su döngüsü


Su Döngüsü


Su, yaşam kaynağıdır. Bütün canlıların ağırlıklarının önemli bir kısmını su oluşturur.
Yeryüzündeki su miktarının yaklaşık % 5’ i tatlı sulardır.
Güneş enerjisinin ısıtmasıyla, çeşitli kaynaklardan atmosfere çıkan su buharı; yağmur, kar, dolu gibi yağış biçimleriyle yeniden yer yüzüne döner. Bu suyun bir miktarı yer altı sularına karışırken, daha büyük kısmı, göl ve deniz gibi kaynaklarda birikir. Su döngüsü de, öteki tüm döngüler gibi süreklidir. Bitkiler terleme ile su döngüsüne katılır.
Yer yeryüzündeki bütün sular katılmaktadır. Söz gelimi, denizlerden buharlaşan su, yağış olarak yer yüzüne dönmekte, bir kısmı yüzeysel sularda birikip, bir kısmı da yer altı sularına karışmaktadır.Yer altı sularının son toplanma yeri ise deniz ve okyanuslardır. Burada toplanan sular, su döngüsüne devam eder ( uzun su devri ). Deniz ve okyanuslardan buharlaşan suyun karalara geçmeden tekrar yağmur, kar, dolu biçiminde deniz ve okyanuslara geçmesine ise kısa su devri denir.
*************************************************************************************************************
 


Karbon ve Oksijen Döngüsü
 


Karbon Döngüsü: Karbon doğada hem mineral biçiminde ( kömür, elmas, gaz olarak veya suda çözünmüş durumda karbon dioksit olarak ) hem organik biçimde bulunur. Canlı varlıkların temel yapı maddesi olan organik karbon, fotosentez süreçleri yoluyla atmosferde veya deniz suyunda çözünmüş olarak bulunan karbon dioksit gazından yararlanarak üretilir. Yeşil bitkiler, hayvansal ve bitkisel parazitler, organik maddeleri parçalayarak, karbonu karbon dioksit gazına çevirirler. Artıklar, dışkılar ve kadavralar da parçalanma sonucu dönüşümü uğrayarak yapılarındaki karbon dioksit çıkar. Şekilde görüldüğü gibi, atmosferde gaz, suda ise çözünmüş olarak bulunan karbon dioksit, canlıların başlıca karbon kaynağıdır. Hayvanların vücutlardaki karbonun bir bölümü CO2 olarak, solunum yoluyla atmosfere geri verilir. Bütün canlıların kalıntı ve atıklarındaki karbon ise, çürüme ve bozulma gibi bir dizi işlem sonucunda CO2 olarak açığa çıkar. Organik karbonun bir bölümü, kömür, petrol gibi fosil yakıtlarda birikmiştir. Bunların yakılmasıyla, atmosferde bol miktarda karbon dioksit verilir. Bunun büyük bölümü, hızla deniz ve okyanuslara geçer ve karbonatlar halinde birikir. Ayrıca yanardağ püskürmeleri, atmosfere bol miktarda karbon oksitleri yayar.

Oksijen Döngüsü: Oksijen, değişik biçimlere dönüşerek doğada sürekli bir döngü içerisindedir. Havada gaz, suda ise çözünmüş olarak bulunan oksijen, serbest hâlde azottan, sonra en çok bulunan elementtir. Hayvanların ve basit yapılı bitkilerin, solunum yoluyla aldıkları oksijen hidro jenle birleşince su oluşur.
Su daha sonra dışarıya atılarak doğaya verilir. Ortamdaki karbon dioksit, algler ve yeşil bitkiler tarafından fotosentez yoluyla £J karbonhidratlara dönüştürülür, yan ürün olarak da oksijen açığa çıkar.
Dünyadaki sular, biyosferin başlıca oksijen kaynağıdır. Oksijenin yaklaşık %90' ının bu sularda yaşayan alglerce karşılandığı tespit edilmiştir. Diğer döngülerde de bazı aşamalarda oksijenin yer aldığı bilinmektedir.
Sürekli olarak petrol ve kömür gibi fosil kaynaklı yakıtların yakılmasına kara ve denizlerdeki doğal bitki örtüsünün giderek azalmasına rağmen, tarımdaki gelişmelerle birlikte artan üretim sayesinde atmosferdeki oksijen düzeyi sabit kalır.
**************************************************************************************
 

Azot n2 döngüsü

Alm. Stickstoff, Fr. Azote, İng. Nitrogen. Dünya etrafındaki atmosferde oksijen ile karışım halinde bulunan renksiz gaz. Atmosferin hacim olarak % 78.09’u azot, % 20.95'i oksijendir. Kimyada (N) sembolü ile gösterilir. Serbest halde bulunan azot, iki atomlu moleküller halinde bulunur. Bu yüzden kimya reaksiyon denklemlerinde azot, N2 halinde yazılır. Kabul edilen atom ağırlığı 14.008 olup, iki tane kararlı izotopu vardır. ...

Azot Döngüsü
animasyon-konu anlatımı
http://www.meb.gov.tr/web_tabanli_yarisma/ogrenci/fen/3/index_azotdongusu.html <

Azot da, karbon ve oksijen gibi, hayat için temel maddelerdendir. Proteinlerin, nükleik asitlerin, çeşitli hormon ve vitaminlerin yapısında bulunur.
Azotun yer yüzündeki iki önemli rezervi, atmosfer ve canlılardır. Söz gelimi, atmosferin %78' i azottur. Ancak, bazı mikroorganizmalar dışında azot canlılarca kullanılamaz. Azot bitkilerce çoğunlukla inorganik nitrat, bazı bitkilerde de amonyum tuzları olarak kullanılır. Hayvanlar ise, azotu, amino asit olarak almak zorundadır. Bu amino asitler, beslenme zinciriyle öteki hayvan ve bitkilerden karşılanır. Havada % 78'lik çok büyük bir rezervi olan azotun çok azı kullanılabilir.
Azot döngüsünün temelini, havadaki serbest azotun önce inorganik tuzlara, sonra azot içeren organik moleküllere dönüşmesi oluşturur. Organik moleküllerin biyolojik ayrışma yoluyla parçalanmasıyla da yeniden inorganik maddelere dönüşmesi azot döngüsüne yardımcı olur. Ayrıca yıldırım ve şimşek gibi doğa olayları toprağa azot bağlanmasında etki ederler.
Havadaki azot gazı ( N2 ), topraktaki azot tutucu bakteriler ( 1 ) tarafından nitratlara ( NO3 ) dönüştürülür. Bitkiler ( 2 ) büyümeleri için gerekli azotu sağlamak için nitratları soğururlar. Hayvanlar ( 3 ) bu bitkilerle beslenirler. Bakteri ve mantarlar (4), ölü bitki ve hayvanları toprağa amonyum ( NH4 ) bileşikleri yayarak çürütürler. Nitrat tutan bakteriler bu amonyum bileşiklerini, daha sonra bitkilerde kullanılmak için ( 5 ) nitrata dönüşen, nitrite dönüştü rürler ( NO2 ). Nitrat bozan bakteriler (6 ) azot bileşiklerinin yeniden azot gazına dönüşmesini sağlarlar (denitrifikasyon).
**********************************************************************



Fosfor Döngüsü
Fosfor da canlılara gerekli temel maddelerdendir. Hücrelerde nükleik asitlerin enerji aktarımlarını sağlatan adenozin trifosfat ( ATP ) maddesinde, hücre zarının yapısında ayrıca kemik ve dişlerde bulunur.
Fosforun doğada ki deposu, fosfatlı kaya lar ve sudur. Fosfor döngüsünün temelini, fosforun karalardan denizlere, denizlerden karalara taşınması oluşturulur. Fosfatlı kayalardaki fosforun bir kısmı, erozyon yoluyla suda çözünmüş hale gelir. Bu inorganik fosfat, bitkilerce, suda çözünmüş ortofosfat biçiminde alınır, organik fosfatlara çevrilir. Beslenme zinciriyle ot obur ve et obur hayvanlara aktarılır. Bitki artıkları, hayvan ölüleri ve salgılarındaki organik fosfatlar, ayrıştırıcı mikroorganizmalar yardımıyla inorganik duruma çevrilir. Böylece, yeniden bitkilerce alınmaya hazırdır.
Jeolojik hareketlerden başka, fosforun denizlerden karalar dönüşü, balıkçılık ve balık yiyen deniz kuşlarının dışkıları yoluyla olur.
İnsanın fosfor döngüsündeki etkisi, fosfatlı kayaların endüstriyel işlemle fosfat gübresi yapılması yoluyla karalardan denizlere dönüşünü hızlandırmakla olur.
Doğada ekolojik önemli olan maddeler, canlılar ve çevreleri arasında
alınıp verilir. Maddelerin ekosistemdeki bu.dolaşımına madde döngüleri yada kısaca çercimler denir. Tüm maddeler sürekli olarak döngüler yoluyla, canlılar tarafından yeniden kullanılır. Termodinamik Kanunu gereğince, hiçbir madde ortadan kaybolmayacağına göre, bu döngüler sürekli olarak vardır.
Ekosfer, canlıların yaşadığı yer yüzünün yüzey tabakasıdır. Ekoloji biliminde ekosfer, güneş enerjisi ile işleyen bir makineye benzetilir. Bu makinenin tüm canlılar için gerekli olan parçaları; fosfor, azot, su, oksijen ve karbon döngüleridir. Bu döngülerin enerji kaynağı ise, Güneş' tir.
Ekteki Dosyalar Burada







« Son Düzenleme: Ocak 09, 2009, 07:16:16 ÖS Gönderen: edubilim » Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #2 : Ocak 09, 2009, 07:28:13 ÖS »

       Canlıların hayatlarını sürdürebilmeleri için yaşadıkları ortamdan madde alıp vermek zorundadırlar.
       Sınırları belli bir alanda yaşayan Üreticiler,Tüketiciler,ayrıştırıcılar cansız çevreden oluşan enerji akımı, Mineral döngüleri, populasyon denetim işlevini kapsayan birime ekosistem denir.
        Ekosistemin devam edebilmesi için madde döngülerinin de sağlıklı bir şekilde devam etmesi gerekir.


MADDE DÖNGÜSÜ
        Madde döngüsü temel olarak 5 anamaddeye ayrıbiliriz.Bunlar:
1.   Su döngüsü
2.   Karbon döngüsü
3.   Azot döngüsü
4.   Fosfat döngüsü
5.   Oksijen döngüsüdür.

            1.Su döngüsü
    Yeryüzünde 1.4milyarkilometreküp suyun bulunduğu varsayılmaktadır.
Tabiatın çeşitli bölgelerine değişik şekilde dağılmış olan bu su kütlesinin büyük  bölümü okyanus ve denizlerde bulunur.Atmosfer hareketleri ve denizlerdeki akıntılar su döngüsünün itici gücünü oluşturur.
     Yağışlarlarla yeryüzüne gelen suların tabiattaki birikim yeri,kaldığı süre ve miktarı ile canlı hayatı arsında sıkı bir ilişki bulunur.
       Bugün kullandığımız suyun milyonlarca yıldır dünyada bulunduğu ve miktarının çok fazla değişmediği doğrudur. Dünyada su hareket eder, formu değişir, bitkiler ve hayvanlar tarafından kullanılır, fakat gerçekte asla yok olmaz. Buna Hidrolojik Döngü (Su Döngüsü) denir.


Su döngüsünü oluşturan basamaklar

Bu döngüde suyun hareket etmesini sağlayan beş değişik olay vardır:
1- Yoğunlaşma (kondansasyon),
2- Yağış (precipitation),
3- Toprağa geçiş (Infiltration) ve yeraltı sularının oluşumu,
4- Yüzeyel akıntı (Runoff) ve yüzey suları ile yeraltı sularının oluşumu,
5- Buharlaşma (Evapotranspiration)
Su buharı yoğunlaşarak bulutları oluşturur, koşullar uygun olduğunda yağış meydana gelir. Yağış şeklinde yeryüzüne düşen su, toprağa sızarak yeraltı sularına veya yüzeyel akıntı olarak okyanuslara, denizlere karışır. Yüzey sularının buharlaşmasıyla su atmosfere geri döner.
Yoğunlaşma: Suyun buhar formundan sıvı formuna değişim sürecidir. Havadaki su buharı konveksiyon yardımıyla artar. Ilık-nemli hava yükselirken soğuk hava aşağı doğru hareket eder. Ilık hava yükseldikçe sıcaklığı azalıp enerjisini kaybettiğinden gaz halden sıvı veya katı (kar veya dolu) haline döner.
Yoğunlaşmayı buzdolabından soğuk bir su şişesi aldığınızda ve oda ısısında bıraktığınızda şişe yüzeyinde açıkça görebilir, su şişesinin oda ısısında nasıl “terlediğini” rahatlıkla izleyebilirsiniz.
Yağış: Yağmur, sulusepken kar, kar veya dolu olarak bulutlardan salınan sudur. Atmosferde yoğunlaştığı, atmosferik hava akımında kalmasının zorlaştığı durumda su buharından sonra yağış meydana gelir.
Toprağa geçiş: Dünya yüzeyine erişen yağışların bir kısmı toprağa sızar (infiltrasyon) ve yeraltı sularını meydana getirirler.
Toprağa sızan su miktarı, toprağın eğimi, bitkilerin tipi ve miktarı, toprağın su ile doygun olup olmamasına bağlı olarak değişir. Yüzeyde büyük yarıklar, delikler bulunması, toprağa su geçişini kolaylaştırır.
Yüzeyel akıntı: Çok fazla yağış olduğunda, toprak suya doyar ve suyun fazlasını alamaz. Kalan su toprağın yüzeyinden akar (Runoff). Suyun toprağa emilemeyen kısmı yüzey suları olarak isimlendirilir. Yüzeyel sular kar ve buzların erimesiyle de oluşabilir.
Yüzey suları çaylara, derelere ve nehirlere akar. Yüzey suları daima daha alçak noktalara doğru taşınır, dolayısıyla okyanuslara karışır.
Yeraltı suları: Dünya yüzeyine erişen yağışların bir kısmı toprağa sızar (infiltrasyon) ve yeraltı sularını meydana getirir.Yeraltı sularının bir bölümü derinde kapalı bir su katmanına ulaşır ve kullanılabilmeleri için yeryüzüne özel bir yöntemle çıkarılmaları gerekir.Yeraltı sularının diğer bir bölümü ise basınç etkisiyle üst toprak katmanlarına doğru hareket eder ve yeryüzüne ulaşır. Bu sulara kaynak suyu denir. Yeraltı suyu toprak katmanlarından geçerken temas ettiği yüzeydeki mineral vb maddeleri de yapısına alır. Bu maddeler suyun yararlı bileşenlerini (demir, magnezyum vb) oluşturabileceği gibi arsenik, nitrat, tarım ilacı kalıntıları gibi zehirli maddeler de olabilir. Toprak sarsıntıları, yağmur ve eriyen kar suları, bu zehirli maddelerin suya karışma riskini artırır. Bu nedenle suyun bileşimindeki değişikliklerin sürekli izlenmesi ve güvenli hale getirilmesi için etkin filtrasyon yöntemleriyle arındırılması gereklidir.
Buharlaşma: Bitkilerin nemlenmesiyle ve toprağın buharlaşmasıyla oluşan sudur. Evapotranspiration, atmosfere yeniden giren su buharıdır.
Evapotranspiration, buhar olarak atmosfer içinde artmaya başlayan su moleküllerinin neden olduğu güneş enerjisinin suyu ısıttığı durumda oluşur.
Görüldüğü gibi, gereksinmemiz olan suyun bize ulaşması için birçok oluşum gerçekleşmektedir. Ve bu oluşumlar daima iş başındadır. Uç örneklerde ise döngü farklı şekillerde gerçekleşir. Örneğin, Antartika donmuş olduğundan buharlaşma oluşmaz (buzlar sublimation adı verilen bir oluşumla doğrudan su buharına dönüşür). Yine örneğin, Sahra Çölü çok kurak olduğundan yağış olmaz (su, yere düşmeden buharlaşma oluşur). Ancak döngü hep sürer.
İşte bu nedenle her gün içtiğimiz su, dinozorlar dünyayı dolaştığında da aynı döngü içerisinde dünyamızda dolaşmaktaydı. [an error occurred while processing this directive]
       2.Karbon döngüsü
      Karbon(C) atomu olmadan yaşam düşünülemez. Canlıların başlıca karbon kaynağı karbondioksit (CO2) oluşturur. Doğadaki karbondioksit, kara ve deniz bitkilerinin fotosentezi sayesinde, denizel hayvanların kabuk oluşumu için, denizel hayvanların ölümü ve dibe çökmesiyle, deniz ve göllerde karbonatlı kayalar halinde depo edilmesiyele tüketilirler.Tüketilen karbondioksitin tekrar doğaya dönmesi, canlıların solunumları, organik maddelerin yanması, çürümesi, kömür, odun gibi hidrokarbonlu yakıt kullanılması, karbonlu formas-yonlardan üretilen yapay gübrelerin kullanımı, beşeri faaliyetler sonucu atmosfere ve yere verilen karbondioksit sayesinde olmaktadır. Doğal mekanizmalarla tüketilen karbondioksit-in, çeşitli mekanizmalarla yeniden doğaya dönmesine “”KARBON DÖNGÜSÜ”” denir.
       Bitkilerin fotosentez yoluyla bileşik sentez etmekte kullandıkları karbonun tek kaynağı (CO2) tir.Fotosentez olayı çok karmaşıktır ve ancak 30-40 yıldır bilinmektedir.(Melvin Calvin,Nobel ödülü 1961) 6Mol CO2 in 1 mol glukoza dönüşmesi 100 basamak kadar tepkime üzerinden gerçekleşirse de net dönüşüm şöyledir:6 CO2+6 H2O-------C6H12O6+6O2
       Net tepkime oldukça endotermiktir.Gerekli enerji güneş ışığından sağlanır.Hayvanlar bitkiyi tükettiklerinde, karbon atomları hayvanlara geçer.Bir kısım karbon, hayvan solunumu yoluyla, CO2 şeklinde havaya geçer.Hayvanlar ve bitkiler öldüğü zamanda yine bir kısımCO2  atmosfere geçer.Karbonun bir kısmı ise bozunan organik maddeler içinde tutularak, kömür, petrol,doğal gaz biçiminde fosil yakıtlara dönüşür.CO2 okyanuslar üzerinden de çevrime girerlerse de bitkisel planktonlar CO2 fotosentez yoluyla organik bileşiklere çevirirler ve diğer organizmalar bu planktonları yerler.Karbonun büyük bir kısmı, karbonat kayaçları (genellikle CaCO3)biçiminde depo edilmiştir.Bu kayaçlar eskidenizlerdeki yumuşalçaların kabuklarından oluşmuştur.
Yeni araştırmaların gösterdiğine göre, Güney Amerika Yağmur Ormanları'nın nemli yerleri ve nehirleri, her yıl kuru bölgelerin soğurduğu kadar karbondioksidi atmosfere geri veriyor. Bulgular bütün Amazonlar'ın ve diğer tropikal ormanların bir karbondioksit dengesi içinde olduğunu gösteriyor. Karbondioksit önemli bir sera gazı. Bu da araştırmacıların, endüstriyel aktivitenin ve ormanların yok edilmesinin küresel ısınmaya etkisini bulmalarına yardımcı olacaktır.
Seattle'da Washington Üniversitesi'nden Jeffrey Richey, "Biz başka bir karbondioksit kaynağı belirledik, bu sistemde biraz daha fazla dengesizlik yaratacaktır" diyor. Richey ve çalışma arkadaşları, büyüklüğü Avrupa'nın yarısı kadar olan (1,8 milyon kilometrekare) Amazon'un nemli alanlarının üzerindeki karbondioksidi, suda örneklediler. Bazı bataklık alanlarda, karbondioksidin kabarcıklar halinde dışarı çıktığının görülebileceğini; bataklık ve nehirlerdeki çürüyen odunların ve bozulan alanlardaki bakterilerin gaz ürettiğini de ekliyorlar.
Richey ve arkadaşları, yılın değişik zamanlarında, Amazon Nehri ve bataklarındaki yayılımı, uydu temelli bir teknikle haritalandırdı. Sudaki karbondioksit seviyeleriyle bu ölçümleri birleştirerek, nemli alanlarda ne kadar karbondioksit salındığını hesapladılar.
‹ngiltere Edinburg Üniversitesi'nde karbon döngüsü araştırmacısı Yadvnder Malhi, "Su umduğumuzdan daha büyük bir karbondioksid kaynağı" dedi ve şimdiye kadar suyun rolünün gözden kaçmış olduğunu belirtti.
Woods Hole'de araştırmacı olan jeolog Eric Sundquiste, bu çalışmanın Amazon'un gerçek bir karbon dengesi olduğunu doğrulamadığını, bu kadar geniş bir alanda girdileri-çıktıları hesaplamanın zor olduğunu söylüyor. Ama küresel ölçümler, tropikal ormanlar için karbon kaynakları dengesi olduğunu göstermekte.
Küresel iklim değişimlerini belirlemeye ve bunları önlemeye çalışan bilim insanları, tropikal ormanlarda ne kadar karbondioksit soğrulup salındığını gösteren kesin bulgulara ihtiyaç duyuyor.
Richey ve arkadaşlarının ölçümlerine göre, tropikal bölgelerdeki orman yıkımı, her yıl atmosfere 166 milyar ton karbondioksit formunda karbon ekliyor. Endüstriyel emisyonlar 5 milyar tonu bulmakta. Amazon Nehirleri'nde ve nemli bölgelerinde 500 milyon ton civarında karbon oluşmakta. Yeni karbon kaynaklarının keşfi göstermiştir ki, iklim düzenlemesinde ormanların katkısı sanılandan çok daha yaşamsaldır.
Sundquiste göre, insanların müdahaleleri karbon kaynağı olarak suyun rolünü kolaylıkla değiştirebilir. Bu yöntemler orman yıkımından kolaylıkla etkilenecektir. Orman yıkımı toprak erezyonunu artırır. Erozyonla organik maddeler, nehirlere ve bataklıklara daha fazla akabilir ve buralarda karbon çıkışını artırabilir. Ya da bu çökeltiler organik maddeleri tutabilir ve bundan dolayı çürümeyi engelleyebilir
3.Azot döngüsü
Canlılar yaşamlarını sürdürebilmek için oksijen ve karbondioksite ihtiyaç duydukları gibi, büyüyebilmek için de azota (N2) ihtiyaç duyarlar. Azot, canlı vücudunda özellikle nükleik asitlerin, proteinlerin ve vitaminlerin yapısında %15 oranında bulunmaktadır. Yani hayatın temel maddelerinden birini teşkil eder. Atmosferin de yaklaşık %78’i azot gazından oluşur. Ancak canlılar havadaki bu azotu, ihtiyaçları olmasına rağmen doğada bulunduğu gibi bünyelerine alamazlar. Bu gazın bir şekilde canlıların kullanabileceği hale dönüştürülmesi ve canlılar tarafından tüketilip bitirilmemesi için bir döngü şeklinde atmosfere geri dönmesi gerekmektedir. Bu zorunluluğu ise mikroskobik bakteriler karşılamaktadır.
Atmosferdeki azot, çeşitli şekillerde yeryüzüne iner. Azot, yeryüzüne yağmurlarla nitrik asit şeklinde döner. Nitrik asit toprakta bakteriler tarafından nitratlara dönüştürülür ve bitki ancak bu besini topraktan alabilir.
Bir başka döngü şekli de havadaki azotun doğrudan toprağa alınmasıdır. Toprakta bulunan bazı bakterilerle bezelye ve fasulye gibi baklagillerin köklerinde bulunan bakteriler, havadaki azot gazını toprağın içine alırlar. Bu aşamada, üstün bir tasarımla karşı karşıya kalırız. Bütün organizmaların gelişiminde en önemli mineral azottur (nitrojen). Nükleik asit diğer hücre organellerinin büyük bir kısmı bu maddeye muhtaçtır. Büyümek için azota ihtiyaç duyan bitkiler ve bu ihtiyacı karşılayan bakteriler arasında, dünyanın en faydalı ortaklıklarından biri kurulur. Bitkiler, köklerinden, bakterileri çekmek için özel besinler salgılar ve onları kendilerine yaklaştırırlar. Daha sonra bakteriler köklerde ortaya çıkan özel açıklıklardan içeri girerek, bitki köküne yerleşir ve burada büyük miktarlarda çoğalarak kök düğümlerini oluştururlar. Bugün yediğimiz sebzelerin, bitkilerin, tahılların büyük bir kısmını ve ekolojik dengenin sağlanması için gerekli olan azot döngüsünü, bu ortaklığa borçluyuz.
Evrimcilerin basit olarak nitelendirdiği bakteriler azot döngüsünü gerçekleştirirken, fotosentezde olduğu gibi, bir kimya laboratuvarı olarak çalışırlar ve kimya bilimine aşina olmayanlar için fazla anlam taşımayan karmaşık kimyasal reaksiyonları ilk yaratıldıkları günden itibaren hiç durmadan gerçekleştirirler. Aşağıda kimyasal terimlerle özetlenmiş olan azot sabitleme reaksiyonunu çözebilmek bile bilim adamları için büyük bir başarı olmuştur.
N2 + 8H+ 8e- + 16 ATP = 2NH3 + H2 + 16ADP + 16 Pi
Bu reaksiyonun gerçekleşebilmesi için, fotosentez, solunum veya fermentasyon gibi ikinci bir destek reaksiyonunun varlığı zorunludur. «çoğu insanın kafasını karıştıran bu formüller, bakteriler için sıradan, günlük bir çalışmadır. Dünyaya gelen her yeni bakteri, ancak özel olarak tasarlanmış bir kimya laboratuvarına ve özel olarak eğitilmiş bir kimyacıya ait olabilecek malzeme ve bilgiyle donatılmış olarak görevine başlar. Ayrıca bu işlemler sadece bitki kökleriyle sınırlı değildir. Bu konuda da büyük bir çeşitlilik ve farklı alternatifler mevcuttur.Bakterilerin bu reaksiyon sırasında kullandıkları, nitrojenaz enzim kompleksi, oksijene karşı aşırı duyarlıdır. Oksijene maruz kaldığında aktivitesi durur, bu yüzden proteinlerin demir bileşikleriyle reaksiyona girer. Fotosentez yaparak, oksijen üreten Siyanobakteri gibi bakteriler ve toprakta serbest şekilde yaşayan Azotobakteri gibi bakteriler için bu durum büyük bir sorun içerir. Ancak bakteriler, bu soruna karşı, çeşitli mekanizmalarla donatılmışlardır. Mesela, Azotobakteri türleri, bütün organizmalar içinde bilinen en yüksek solunum oranına sahip metabolizmalarıyla, hücrelerinde çok düşük seviyede oksijen tutarak, enzimi korumaya alırlar. Ayrıca Azotobakteri türleri, çok yüksek miktarda hücre dışı kimyasal bir bileşik üretirler. Bu bileşiklerin oluşturduğu yapışkan sıvının içinde su muhafaza eden bakteriler, hücre içinde oksijen yayılma oranını sınırlandırırlar. Bitki köklerinde azot sabitleyen Rhizobium gibi bakteriler ise, kök düğümlerinde oksijen tüketen moleküllere sahiptirler. Tek başına yaşayan bakteriler veya bakterisiz yaşayan bitkiler bu maddeyi üretemezler.
4.Fosfat döngüsü
    Hayvan iskeletlerinin deniz dibinde birikmesiyle oluşan fosfor yatakları oluşmaktadır. Fosfor yataklarının tektonik hareketlerle yükselmesi, bitkilerin bunları gübre olarak veya suyun doğrudan çözmesiyle alması, bitkilerin büyümesi, hayvanların beslenmesi ve tekrar hayvanların ölmesiyle iskeletlerin deniz diplerinde toplanması şeklinde olan dolaşıma “FOSFOR DÖNGÜSÜ” denir.
   Fosforun tabiattaki kaynağını, yer kabuğundaki fosfatlı kayaçlar oluşturur.Fosfor döngüsü, fosforun atnosferde gaz halinde bulunmamasından dolayı azot döngüsünden farklıdır.Dolaşımın temelini karadan denizlere ve denizlerden de yeniden karalara taşınması oluşturur.
  Kara ortamındaki fosforlu kayaçlardaki fosforun bir bölümü,aşınma yoluyla suda çözünmüş hale gelebilir.Bu inorganik fosfat bitkiler tarafından genelikle suda çözünmüş olarak alınır ve organik fosfatlara çevrilir.Daha sonra beslenme zinciriyle otçul ve etçil hayvanlara taşınır.Bitki ve hayvanların günlük atıkları ve ölüm sonrası artıkları mikroorganizmalar tarafından inorganik maddelere çevrilir.Bu da tekrar bitkiler tarafından kullanılır.
      Fosforun kara ve deniz ortamlarının veriminde doğrudan etkisi vardır.Okyanuslardaki balıklar üzerinde yapılan gözlemlerde balık boyu ile plankton ve fosfor miktarı arasında bir ilişki bulunduğu belirlenmiştir.
5.Oksijen döngüsü
   Oksijen, canlıların hayatlarını sürdürebilmeleri için mutlaka gerekli olan bir gazdır.Oksijen,solunum için gerekli olup ayrıca organik moleküllerin oksidasyonunda ve bazı maddelerin yanmasında yoğun olarak tüketilir.Tabiattaki oksijenin kaynağı fotosentezle oluşan oksijendir.

KAYNAKÇA
•   ZAMBAK YAYINLARI BİYOLOJİ 1
•   ASTED FEN BİLİMLERİ
•   GENEL KİMYA PALME YAYINCILIK (PRENSİPLER VE UYGULAMALAR)
•   NATURE 11 NİSAN 2002
•   MERCEK AYLIK BİLİM VE KÜLTÜR DERGİSİ

Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #3 : Ocak 09, 2009, 07:53:27 ÖS »

MADDE DÖNGÜLERİ ( BİYOJEOKİMYASAL DÖNGÜLER )

Doğada ekolojik önemli olan maddeler, canlılar ve çevreleri arasında
alınıp verilir. Maddelerin ekosistemdeki bu.dolaşımına madde döngüleri yada kısaca çercimler denir. Tüm maddeler sürekli olarak döngüler yoluyla, canlılar tarafından  yeniden  kullanılır. Termodinamik Kanunu gereğince, hiçbir madde ortadan kaybolmayacağına göre, bu döngüler sürekli olarak vardır.
Ekosfer, canlıların yaşadığı yer yüzünün yüzey tabakasıdır. Ekoloji biliminde ekosfer, güneş enerjisi ile işleyen bir makineye benzetilir. Bu makinenin tüm canlılar için gerekli olan parçaları; fosfor, azot, su, oksijen ve karbon döngüleridir. Bu döngülerin enerji kaynağı ise, Güneş' tir.

Su Döngüsü
Su, yaşam kaynağıdır. Bütün canlıların ağırlıklarının önemli bir kısmını su oluşturur.
   Yeryüzündeki su miktarının yaklaşık % 5’ i tatlı sulardır. 
Güneş enerjisinin ısıtmasıyla, çeşitli kaynaklardan atmosfere çıkan su buharı; yağmur, kar, dolu gibi yağış biçimleriyle yeniden yer yüzüne döner. Bu suyun bir miktarı yer altı sularına karışırken, daha büyük kısmı, göl ve deniz gibi kaynaklarda birikir. Su döngüsü de, öteki tüm döngüler gibi süreklidir. Bitkiler terleme ile su döngüsüne katılır.
Yer yeryüzündeki bütün sular katılmaktadır. Söz gelimi, denizlerden buharlaşan su, yağış olarak yer yüzüne dönmekte, bir kısmı yüzeysel sularda birikip, bir kısmı da yer altı sularına karışmaktadır.Yer altı sularının son toplanma yeri ise deniz ve okyanuslardır. Burada toplanan sular, su döngüsüne devam eder ( uzun su devri ). Deniz ve okyanuslardan buharlaşan suyun karalara geçmeden tekrar yağmur, kar, dolu biçiminde deniz ve okyanuslara geçmesine ise kısa su devri denir.

Karbon ve Oksijen Döngüsü
1.   Karbon Döngüsü: Karbon doğada hem mineral biçiminde ( kömür, elmas, gaz olarak veya suda çözünmüş durumda karbon dioksit olarak ) hem organik biçimde bulunur. Canlı varlıkların temel yapı maddesi olan organik karbon, fotosentez süreçleri yoluyla atmosferde veya deniz suyunda çözünmüş olarak bulunan karbon dioksit gazından yararlanarak üretilir. Yeşil bitkiler, hayvansal ve bitkisel parazitler, organik maddeleri parçalayarak, karbonu karbon dioksit gazına çevirirler. Artıklar, dışkılar ve kadavralar da parçalanma sonucu dönüşümü uğrayarak yapılarındaki karbon dioksit çıkar. Şekilde görüldüğü gibi, atmosferde gaz, suda ise çözünmüş olarak bulunan karbon dioksit, canlıların başlıca karbon kaynağıdır. Hayvanların vücutlardaki karbonun bir bölümü CO2 olarak, solunum yoluyla atmosfere geri verilir. Bütün canlıların kalıntı ve atıklarındaki karbon ise, çürüme ve bozulma gibi bir dizi işlem sonucunda CO2 olarak açığa çıkar. Organik karbonun bir bölümü, kömür, petrol gibi fosil yakıtlarda birikmiştir. Bunların yakılmasıyla, atmosferde bol miktarda karbon dioksit verilir. Bunun büyük bölümü, hızla deniz ve okyanuslara geçer ve karbonatlar halinde birikir. Ayrıca yanardağ püskürmeleri, atmosfere bol miktarda karbon oksitleri yayar.
2.   Oksijen Döngüsü: Oksijen, değişik biçimlere dönüşerek doğada sürekli bir döngü içerisindedir. Havada gaz, suda ise çözünmüş olarak bulunan oksijen, serbest hâlde azottan, sonra en çok bulunan elementtir. Hayvanların ve basit yapılı bitkilerin, solunum  yoluyla aldıkları oksijen hidro¬jenle birleşince su oluşur.
 Su daha sonra dışarıya atılarak doğaya verilir. Ortamdaki karbon dioksit, algler ve yeşil bitkiler tarafından fotosentez yoluyla £J karbonhidratlara dönüştürülür, yan ürün olarak da oksijen açığa çıkar.
Dünyadaki sular, biyosferin başlıca oksijen kaynağıdır. Oksijenin yaklaşık %90' ının bu sularda yaşayan alglerce karşılandığı tespit edilmiştir. Diğer döngülerde de bazı aşamalarda oksijenin yer aldığı bilinmektedir.
Sürekli olarak petrol ve kömür gibi fosil kaynaklı yakıtların yakılmasına kara ve denizlerdeki doğal bitki örtüsünün giderek azalmasına rağmen, tarımdaki gelişmelerle birlikte artan üretim sayesinde atmosferdeki oksijen düzeyi sabit kalır.
Azot Döngüsü
Azot da, karbon ve oksijen gibi, hayat için temel maddelerdendir. Proteinlerin, nükleik asitlerin, çeşitli hormon ve vitaminlerin yapısında bulunur.
Azotun yer yüzündeki iki önemli rezervi, atmosfer ve canlılardır. Söz gelimi, atmosferin %78' i azottur. Ancak, bazı mikroorganizmalar dışında azot canlılarca kullanılamaz. Azot bitkilerce çoğunlukla inorganik nitrat, bazı bitkilerde de amonyum tuzları olarak kullanılır. Hayvanlar ise, azotu, amino asit olarak almak zorundadır. Bu amino asitler, beslenme zinciriyle öteki hayvan ve bitkilerden karşılanır. Havada % 78'lik çok büyük bir rezervi olan azotun çok azı kullanılabilir.
Azot döngüsünün temelini, havadaki serbest azotun önce inorganik tuzlara, sonra azot içeren organik moleküllere dönüşmesi oluşturur. Organik  moleküllerin biyolojik ayrışma yoluyla parçalanmasıyla da yeniden inorganik maddelere dönüşmesi azot döngüsüne yardımcı olur. Ayrıca yıldırım ve şimşek gibi doğa olayları toprağa azot bağlanmasında etki ederler.
Havadaki azot gazı ( N2 ), topraktaki azot tutucu bakteriler ( 1 ) tarafından nitratlara ( NO3 ) dönüştürülür. Bitkiler ( 2 ) büyümeleri için gerekli azotu sağlamak için nitratları soğururlar. Hayvanlar ( 3 ) bu bitkilerle beslenirler. Bakteri ve mantarlar (4), ölü bitki ve hayvanları toprağa amonyum ( NH4 ) bileşikleri yayarak çürütürler. Nitrat tutan bakteriler bu amonyum bileşiklerini, daha sonra bitkilerde kullanılmak için ( 5 ) nitrata dönüşen, nitrite dönüştü¬rürler ( NO2 ). Nitrat bozan bakteriler (6 ) azot bileşiklerinin yeniden azot gazına dönüşmesini sağlarlar (denitrifikasyon).
Fosfor Döngüsü

Fosfor da canlılara gerekli temel maddelerdendir. Hücrelerde nükleik asitlerin enerji aktarımlarını sağlatan adenozin trifosfat ( ATP ) maddesinde, hücre zarının yapısında   ayrıca kemik ve dişlerde bulunur.
Fosforun doğada¬ki deposu, fosfatlı kaya¬lar ve sudur. Fosfor döngüsünün temelini, fosforun karalardan denizlere, denizlerden karalara taşınması oluşturulur. Fosfatlı kayalardaki fosforun bir kısmı, erozyon yoluyla suda çözünmüş hale gelir. Bu inorganik fosfat, bitkilerce, suda çözünmüş ortofosfat biçiminde alınır, organik fosfatlara çevrilir. Beslenme zinciriyle ot obur ve et obur hayvanlara aktarılır. Bitki artıkları, hayvan ölüleri ve salgılarındaki organik fosfatlar, ayrıştırıcı mikroorganizmalar yardımıyla inorganik duruma çevrilir. Böylece, yeniden bitkilerce alınmaya hazırdır.
Jeolojik hareketlerden başka, fosforun denizlerden karalar dönüşü, balıkçılık ve balık yiyen deniz kuşlarının dışkıları yoluyla olur.
İnsanın fosfor döngüsündeki etkisi, fosfatlı kayaların endüstriyel işlemle fosfat gübresi yapılması yoluyla karalardan denizlere dönüşünü hızlandırmakla olur. 

Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #4 : Ocak 09, 2009, 08:03:08 ÖS »

AZOT DÖNGÜSÜ

  Biyosfer yer kabuğunu saran atmosferin ince bir tabakasıdır.Azot bileşikleri bu ince kabuk içinde birbirine dönüşür.Bu işlemlere azot çevrimi denir.Azot çevrimi yaşamın sürekliliğini sağlayan bir doğa olayıdır.Bu çevrimde azot bileşikleri sürekli olarak topraktan canlılara ve sonra tekrar toprağa geri dönerler.Ancak bir miktar azot atmosfere gider ve tekrar geri alınır.
   Önce azot bileşiklerinin toprakla yaşayan varlıklar arasındaki değişimini ele alalım.Toprak ekseri nitrat bileşikleri içerir.Bu bileşikler ya inorganik olarak amonyak bileşiklerinden veya organik olarak ölmüş bitki ve hayvan kalıntılarından oluşan humus adı verilen maddelerden toprağa karışır.Topraktaki bu nitrat bileşikleri bitki ve hayvanlardaki bütün proteinlerin kaynağını oluşturur.Bitkiler nitratlı bileşikleri gıda olarak kullanır ve onları amino asit  ve proteinlere dönüştürürler.Azot bileşikleri eksik olan topraklarda bitkiler gelişemez.Azotça fakir topraklarda  büyüyen bitkiler,azotça zengin topraklarda büyüyen bitkilere göre daha az verim ve proteine sahiptirler.
   Bitkiler ölünce taşıdıkları protein ya doğrundan toprağa veya hayvanlara geçer.Proteinler hayvanların büyüme ve gelişmesi için de çok gereklidir.Vücudumuzun temel işlemleri için vitaminlerin, proteinlerin , hormon ve enzimlerin alınması gerektiğinden , yeterli azotlu gıdalar yemeyen kişilerde beslenme bozuklukları görülür.
Bitkilerde olduğu gibi hayvanlar ölünce de taşıdıkları azot bileşikleri toprağa sürekli olarak ancak genellikle artık şeklinde geri döner. Hayvan dışkı ve artıkları yüksek oranda nitratlı bileşikler içerir. Örneğin gübre üzerinde oluşan beyaz benekler potasyum nitrattır.İngiltere’de, Elizabeth döneminde işçilerin gübrelerin bir kısmının barut yapımı için hükümete vermeleri bir yurtseverlik görevi idi.
    Azot sadece toprak ve canlılar arasında dolaşmaz,bu arada bir kısım azot atmosfere karışır.Daha sonra bu azotun bir kısmı ışık etkisi ile amonyağa dönüşür ve yağmurla beraber toprağa düşer.Topraktaki bazı bakteriler azotu doğrudan diatomik azota dönüştürürken bir kısmı da havadan azot alarak azot bileşikleri yaparlar.Örneğin fasulye ve yerfıstığı gibi baklagillerin köklerinde yaşayan Rhizobia bakterisi bitkilerden karbonhidratları alır ve bunları yeni azot bileşiklerine çevirir.Rhizobia ile baklagiller arasındaki ilişki bir ortak yaşama şeklidir. (Bitki ve bakteri arasında karşılıklı faydaya dayanan bir yaşam şekli.).Bakteriler tarafından üretilen azot bileşikleri bitkiler tarafından alınarak proteinlere çevrilir, yan ürün olarak daha fazla karbonhidrat üretilir.Sonuç olarak Rhizobia ve baklagiller birbiri olmadan yaşayamaz.
     Suda biraz daha değişik  azot çevrimi oluşur.Balıklar kendi artıkları ile beraber azot bileşiklerini suya bırakırlar , sudaki bakteriler bu artıkları nitrat bileşiklerine çevirirler.Sonra sudaki yosun gibi bitkiler nitratları besin olarak alırlar.Yosunlar besin olarak balıklar tarafından yenir ve çevrim yeniden başlar.Sudaki azot çevrimi ile topraktaki çevrim arasındaki en belirgin farklılık , topraktaki çevrimin  bir humus kademesinde geçmesidir.Ancak , organik atıkların deniz veya gölün dibine çökmesi bir humus tabakası oluşabilir.Dolayısıyla sualtı hayvanları bu kaynaktan beslenebilir.
    Azot çevrimi bazen tam olarak oluşmaz.Örneğin;tarımda toprağın azot içeriği azalabilir.Sonuçta daha düşük verim ve daha zayıf bir ürün alınır.Azot eksikliği bir dereceye kadar toprağa gübre ilavesiyle veya ekimden önce baklagil tohumları Rhizobia bakterisi  aşılamakla giderilebilir.Ancak bu yöntemler toprakta bulunması gereken azot gereksinimini karşılamak için yetersizdir.Ancak nöbetleşe ekimle karşılanabilir.Otomobil ve uçak motorları egsoz gazları ile çevreye azotdioksit gibi bazı azot bileşikleri yayarlar.Bu bileşikler atmosferde kalmaya eğilimlidirler ve oldukça zehirlidirler.Suya her gün lağım suyu karışması da azot çevrimini etkiler.Böyle bir durum 1960’ lı yıllarda Erie gölünde meydana gelmişti.

KARBON  DÖNGÜSÜ

   Karbon,canlıların yapısında bulunan başlıca maddelerden biridir.Yaşam,hücrelerdeki büyük moleküllerin varlığına bağlıdır.Büyük moleküllerin yapısında mutlaka karbon maddesi vardır.
Karbonsuz hayat düşünülemez.Karbon; suda,havada,kayaların ve canlıların yapısında bulunur.
Karbon atmosfer,bitkiler ve hayvanlar arasında devamlı bir çevrim halindedir.
       Havadaki karbondioksit,bitkiler tarafından alınarak fotosentezde besin üretilirken kullanılır.Böylece karbon organik maddelerin yapısına katılır.Bitkiler solunum yaparken havadan aldıkları karbondioksitin bir kısmını geri verirler.Fakat fotosentezde kullanılan karbondioksit solunumda dışarıya verilenden çok fazladır.
Otçul hayvanlar bitkilerle beslenirken karbonu kendi vücutlarına katarlar.Hayvanlar solunum yaparken havaya karbondioksit vererek,bitkilerden aldıkları karbonun bir kısmını havaya geri verirler.
   Görülüyor ki;karbonun doğal çevriminde en önemli olay fotosentezdir.Fotosentez ancak yeşil bitkiler tarafından başırılır.Bir çevrede fotosentez yapan bitkilerin azalması,orada havadaki karbondioksit miktarının artmasına,diğer gazların oranının azalmasına neden olur.Havada karbondioksit artarsa   asit yağmurları ve oksijen azlığı ortaya çıkar.Bu durum hayvanlara  zarar verir.Karbondioksit atmosferde biriktikçe güneş ışınlarını tutarak sıcaklık artışına neden olabilir.Sıcaklığın birkaç derecelik artışı tüm iklim ve ekolojik dengeleri alt üst edebilir.
   Amazon Ormanları Dünyamızın karbondioksit süzüp oksijen üreten fabrikalardır.Tarım alanları açmak veya yerleşim alanları elde etmek amacıyla bu ormanlar hızla edilmektedir.Bu gidişe “dur” denmezse tüm dünya bundan zarar görecektir.
   Dünyamızdaki tüm bitkilerin belli bir karbondioksit tüketme kapasitesi vardır.Aşırı yakıt tüketerek atmosfere fazlaca karbondioksit vermek atmosferdeki karbondioksit miktarının artmasına neden olur. 


SU DÖNGÜSÜ

   Su,canlılar için çok önemlidir.Vücudumuzun yarıdan çoğu,kanımızın ise %90 sudur.Yediğimiz besinlerin sindirilmesi ve hücrelere taşınması da su sayesinde olur.Suyunu kaybeden hücreler ölür.Bu nedenle susuz hayat düşünülemez.
   Su sadece insanlar için değil,diğer canlılar için de önemlidir.Ayrıca bitkiler besin yaparken suyu ham madde olarak kullanır.
   Isıtılan su buharlaştırılır,soğuyan buhar ise tekrar yoğunlaşarak suyu oluşturur.
   Deniz,göl ve akarsu yüzeyinden her gün bir miktar su buharlaşarak havaya karışır.Ayrıca buna ilave olarak insan,hayvan bitki ve topraktan çıkan su buharı da havaya karışır.Havada yükseldikçe soğuyan buhar yoğunlaşarak bulutları oluşturur.Bulutların bulunduğu  ortam daha da soğursa bulutlardaki nem; yağmur,dolu veya kar halinde yeryüzüne düşer.
   Yeryüzündeki suların buharlaşarak bulutu oluşturması ve sonra da yağış halinde yeryüzüne inmesi olayına su döngüsü denir.
                                                                                                 

Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #5 : Ocak 09, 2009, 08:13:02 ÖS »

DOĞADA SU DÖNGÜSÜ

Doğada su döngüsüyle ilgili bir slayt . Muhtemelen Erzincan Üniversitesi Öğrencileri tarafından hazırlanmış. İlkokul öğrencilerine anlatmak için kullanılabilir...

Slayt ektedir. Slaytın bir sayfasınında resmini koyayım , belki indirmeden görmek isterseniz...



Anahtar Kelimeler: su döngüsüyle ilgili slayt, su döngüsüyle ilgili sunu, su döngüsü .ppt, su döngüsü .pps
Ekteki Dosyalar Burada


Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Editor
Uzman Üye
*****
Üye No: 190
Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 1369
Nerden: Erzincan
Puan: +35/-13

WWW
Offline
« Yanıtla #6 : Ocak 09, 2009, 08:24:18 ÖS »

Su döngüsüyle ilgili 27 sayfalık bir döküman, içerisinde bu konuyla ilgili ne ararsanız mevcut. Buraya sadece bazı başlıkları yazayım isteyen arkadaşlar indirsinler...

Su döngüsünü oluşturan basamaklar
Yoğunlaşma
Yağış
Toprağa geçiş
Yüzeyel akıntı
Yeraltı suları
Buharlaşma
İNSAN VE SU
CANLI VARLIKLAR VE SU
DÜNYADA TATLI SU
SANAYİ ÜRETİMİNDE SU KULLANIMI
EV VE BİREYE GÖRE SU TÜKETİMİ
Bir evin günlük su tüketimi dağılımı
SAĞLIKSIZ SULAR
KİRLİLİK TEHDİT EDİYOR
SU BİLGİMİZİ ÖLÇELİM(Bu başlık altında birçok soru var)
Yaşam İçin Su
BEBEKLERİN VE ÇOCUKLARIN SU İHTİYACI
YASLILAR VE SU
SPORCULARIN SU İHTİYACI
YOLCULUK VE SU
GÜNLÜK SU KAYBI
Su eksikliğinin sinyalleri
Susamayı beklemeyin
Su ipuçları
Damak tadınıza uygun suyu seçin
Daha çok su için! Vücut suyunu koruyun
Daha çok su için! Zihniniz daha iyi çalışsın
Daha çok su için! Daha az kalori alın
Geçin aynanın karşısına ! Gerçekten yeterli su içiyor musunuz ?


HASTALIKLAR VE SU
Ağız Sağlığı ve Su
Amebiazis
Anemi/Kansızlık
Ateşli Hastalıklar ve Su
Bağışıklık Sistemi ve Su
Böbrek Taşları ve Su
Giardiyazis
İnfeksiyoz Hepatit (Sarılık)
İshal
Kanser ve Su
Kolera
Kriptosporidiozis
Malnütrisyon /Beslenme Bozukluğu
Tifo ve Paratifo

KLASİK YÖNTEMLER
Aktif Karbon Filtreleri
Distilasyon
İyon Değiştirici Üniteler
Kaynatma
MULTİ-BARİYER UYGULAMALAR
TERS OZMOZ
KALITELİ SU GÖSTERGELERİ NELERDİR?
SUDA KALİTE VE GÜVEN GARANTİSİNİ ETİKETTEN NASIL ANLAYABİLİRİM?
Güvenli su nedir?

Genelde su hakkında bilgi verilmiş , bunlar sadece bir kısmı...
Ekteki Dosyalar Burada

Logged

Edu Sohbet  - Edubilim Sohbet Bölümü Sonunda Açıldı -  Giriş Yapmak İçin Tıklayın - Edu Sohbet

Edu Depo Açıldı... Ücret yok!  Limit Yok! Be
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 73496
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Denizli
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #7 : Nisan 30, 2010, 03:45:53 ÖS »

bişey dicem yaz ayı neden sıcaktır?
Logged
axeleon
Administrator
Uzman Üye
*****
Üye No: 7
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğretim Görevlisi
Mesaj Sayısı: 4365
Nerden: Can-ı Merkez
Puan: +283/-12

WWW
Offline
« Yanıtla #8 : Nisan 30, 2010, 04:00:43 ÖS »

Yaz Ayı derken kuzey yarım kürede farklı, Güney yarım küre de farklıdır bu aylar. Ülkemiz Kuzey Yarım kürede bulunduğu için yaz ayları( Haziran, Temmuz,Ağustos) sıcak olmaktadır. Bunun nedenleri arasında Dünyanın eksen eğikliğine bağlı güneş ışınlarının kuzey yarım küreye daha dik gelmesidir. Dünyanın eksek eğikliğin ortaya çıkardığı sonuçlar arasında mevsimlerin oluşumu yani yaz kış gibi durumlar ortaya çıkıyor.
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 78049
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Samsun
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #9 : Mayıs 17, 2010, 07:46:43 ÖS »

fosfor döngüsü olmazsa nolur ? hoca odew werdı ınt de bulamadım tam olarak. yardımcı olur musunuz ? aciill:S Huh?
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 128884
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #10 : Mart 15, 2011, 10:54:27 ÖS »

Cok Sagol Cok Yardımcı Oldu
Logged

Galatasaray
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 131110
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Bursa
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #11 : Mart 22, 2011, 11:12:55 ÖS »

saolasınız gençler Cool
Logged

=)))))
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 129718
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Ankara
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #12 : Mart 30, 2011, 03:24:43 ÖS »

çok teşekkürler işeme çok yaradı Cheesy
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 174916
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Sınıf Öğretmeni
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Ankara
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #13 : Mart 17, 2012, 05:37:22 ÖS »

bawfaw
Logged
Yeni Üye
*
Avatar Yok
Üye No: 178886
Cinsiyet: Bay
Mesleği: Öğrenci
Mesaj Sayısı: 1
Nerden: Türkiye İçi
Puan: +0/-0

Offline
« Yanıtla #14 : Mayıs 03, 2012, 10:43:24 ÖS »

süpersiniz Grin
Logged

[/fgfi]g
Etiket: sun dongusu  madde dongusu  oksijen dongusu  karbon dongusu  su cevirimi 
  Sayfa: [1]  
  Bu Konuyu Gönder  
 
Gitmek istediğiniz yer:  


Tüm toplama bilgisayar fırsatları için tıklayın !


Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
2009-2010 Yıllık Planlar 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Zümre Toplantıları 1.Sınıf 2.Sınıf 3.Sınıf 4.Sınıf 5.Sınıf 6.Sınıf 7.Sınıf 8.Sınıf
Belirli Günler ve Haftalar Birleşmiş Milletler Günü Kızılay Haftası 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Dünya Tasarruf Günü
Yazılı Soruları
1. Yazılı Soruları

Edubilim olarak 2009-2010 Eğitim ve Öğretim Yılında da eğitimle ilgili , bilgi , belge ve dosyalarla tüm öğrenci ve öğretmenlerin yanındayız...
Tüm hakları sakllıdır. Edubilim 2007-2009. Bu sitede bulunan bilgi , belge ve dökümanların izin alınmadan veya kaynak gösterilmeden kullanılması yasaktır. İletişim Adresi: edubilim@gmail.com

Edubilim I Urllist I Etiketler I Rss I Google Etiketleri I Site Haritası I Site Map I Reklam
Edu Sohbet -Webmaster -Edubilim2 -Oyunpiyatforum-- Web Stats

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.10 | SMF © 2006-2009, Simple Machines LLC

XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!
Çok kısa bir süre sonra sitemize
yalnızca davetiye ile üye olunabilecek...
 Hem davetiye hakkı kazanmak için hem de sitemizdeki dosyaları indirebilmek için lütfen üye olun...
Üyelik tamamen ücretsizdir, üye olmak için tıklayın